Bir kral kendi Parlamentosu tarafından yargılanır ve başı kesilir. On bir yıl sonra oğlu, kral olmak üzere geri çağrılır. Bundan otuz yıl bile geçmeden Parlamento, yurt dışından evli bir çifti kral ve kraliçe olarak getirir; tek bir şartla: Bundan böyle hükümdar Parlamento'yu dinlemek zorundadır.
Stuartlar (the Stuarts) döneminin yaklaşık yüz yılında Britanya, “kral karar verir” anlayışından “Parlamento karar verir” anlayışına geçti. Bu yolda bir veba salgını, Londra'nın yarısını yakıp kül eden bir yangın ve Newton'ın yerçekimi kuramı da vardı.
1603İskoçya Kralı James VI aynı zamanda İngiltere Kralı James I olur
1611İncil'in King James Version'ı (Kral James çevirisi) yayımlanır
1642İngiliz İç Savaşı (English Civil War) başlar: Cavaliers'a karşı Roundheads
1649Charles I idam edilir ve İngiltere cumhuriyet olur
1660Restorasyon (the Restoration): Charles II ülkesine döner ve kral olur
1665–66Büyük Veba (Great Plague) ve Büyük Londra Yangını (Great Fire of London)
1679Habeas Corpus Act (Habeas Corpus Yasası)
1688Şanlı Devrim (Glorious Revolution): William of Orange, James II'nin yerini alır
1689Bill of Rights (Haklar Bildirgesi), meşruti monarşinin başlangıcı
1707Act of Union (Birlik Yasası) ile Kingdom of Great Britain (Büyük Britanya Krallığı) kurulur
1714Kraliçe Anne ölür ve Stuart dönemi sona erer
Stuart soy ağacı. Kırmızı rakamlar hüküm sürme sırasını gösterir; ortadaki koyu kırmızı çubuk da kralsız geçen 11 yılı işaret eder.
1603: bir kral, iki taç
Elizabeth I hiç evlenmemişti ve 1603'te öldüğünde geride çocuk bırakmadı. Taht bir akrabasına geçti: İskoç Kraliçesi Mary'nin oğlu, zaten İskoçya Kralı olan James VI. Aynı anda İngiltere'nin, Galler'in ve İrlanda'nın taçlarını da aldı; buralarda James I olarak bilindi.
O andan itibaren İngiltere ile İskoçya aynı kralı paylaştı, ama İskoçya hâlâ ayrı bir ülkeydi; kendi parlamentosu ve kendi yasaları vardı. Annesinden farklı olarak James I bir Protestandı.
Aynı adamın iki numarası olmasının nedeni budur. İskoçya'da daha önce James adlı beş kral olmuştu, ama İngiltere'de hiç olmamıştı; bu yüzden İskoçya'da “Altıncı”, İngiltere'de ise “Birinci” idi. Bu durum ileride birkaç kez daha karşımıza çıkacak; karıştırmamak gerekir.
King James Bible (Kral James İncili)
James I döneminin en büyük başarılarından biri, İncil'in yeni bir İngilizce çevirisiydi. Bu, King James Version ya da Authorised Version (Yetkili Çeviri) olarak da bilinen çeviridir ve 1611'de yayımlandı. İlk İngilizce İncil değildi, ama pek çok Protestan kilisesi onu bugün hâlâ kullanıyor.
Basımı her zaman sorunsuz olmadı. 1631'de Londralı bir matbaacı yeni bir baskı çıkardı, ama On Emir'den birindeki “not” (değil) sözcüğünü atlayınca kitap okurlarına “Zina edeceksin” (eşini aldatacaksın) diyordu. Bu baskı “Wicked Bible” (Günahkâr İncil) olarak anıldı. Matbaacılara çok ağır bir para cezası verildi, kopyaların çoğu yok edildi ve bugüne yalnızca birkaç tanesi ulaştı.
Barut Komplosu ve Union Flag
1605'te bir grup Katolik, Parlamento binalarını (Houses of Parliament) havaya uçurup Protestan kral James I'i öldürmeyi planladı. Plan başarısız oldu ve barutun başında nöbet tutan Guy Fawkes suçüstü yakalandı. Britanya'da insanlar bunu hâlâ her yıl 5 Kasım'da, Bonfire Night (Şenlik Ateşi Gecesi) adı verilen gecede havai fişeklerle anıyor.
1606'da İngiltere ve İskoçya'nın bayrakları birleştirilerek ilk Union Flag (Birlik Bayrağı) yapıldı. Üzerinde Galler'in kırmızı ejderhası yoktur; çünkü Galler o zamana kadar, önceki bölümde gördüğünüz Henry VIII'in yasalarıyla zaten İngiltere'ye katılmıştı.
Mini test
After Elizabeth I's death in 1603, which ruler inherited her throne and was known in England as James I?
Sorunun TürkçesiElizabeth I'in 1603'teki ölümünden sonra tahtını hangi hükümdar devraldı ve İngiltere'de James I olarak bilindi?
İskoçya Kralı James VI ile İngiltere Kralı James I aynı kişiydi ve İskoç Kraliçesi Mary'nin oğluydu. William of Orange 1688'e aittir; Robert the Bruce ve Henry Tudor ise Orta Çağ'ın kişileridir.
Mini test
Which of the following statements is correct?
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A: King James Version, İncil'in bugün hâlâ pek çok Protestan kilisesinde kullanılan bir İngilizce çevirisidir. B: King James Version, İncil'in İngilizceye yapılan ilk çevirisiydi.
King James Version ilk İngilizce İncil değildi, ama pek çok Protestan kilisesi onu hâlâ kullanıyor. “İlk değildi” türünden ayrıntılar en sevilen tuzaklardandır.
İrlanda: Ulster plantasyonları
James I'in üçüncü krallığı İrlanda hâlâ büyük ölçüde Katolikti ve Tudorların Protestan inancını zorla dayatma girişimleri derin bir öfke bırakmıştı. Elizabeth I ve James I dönemlerinde pek çok İrlandalı, İngiltere'nin Protestan hükümetinin yönetimine direndi ve birkaç isyan çıktı. İngiliz hükümetinin yanıtı, İskoçya ve İngiltere'den Protestanları İrlanda'nın kuzeyindeki Ulster'a taşınmaya ve Katolik toprak sahiplerine ait toprakları ele geçirmeye teşvik etmek oldu.
Bu yeni topluluklara plantations (plantasyonlar, yani yerleşim kolonileri) denirdi. Yeni gelenlerin çoğu İskoçya'nın güneybatısındandı ve toprağın bir kısmı Londra'daki şirketlere verildi. Daha sonra James I, İrlanda'nın başka yerlerinde de benzer plantasyonlar kurdu. Plantasyonlar İngiltere, İskoçya ve İrlanda için yüzyıllarca süren derin sorunlara yol açtı.
City of London'ın (Londra'nın tarihî merkezi) meslek loncaları plantasyonlara para katkısı yaptığı için 1613'te İrlanda'nın kuzeyindeki Derry şehrinin adı “Londonderry” olarak değiştirildi. Bugün bile birinin hangi adı kullandığı çoğu zaman siyasi görüşünü gösterir; plantasyonlar da Kuzey İrlanda'daki Protestan–Katolik ayrılığının köklerinden biridir.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
Under Elizabeth I and James I, Protestant settlers from Scotland and England were encouraged to settle in Ulster, taking land from Catholic landholders.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade DOĞRU (TRUE) mu, YANLIŞ (FALSE) mı? İfade: Elizabeth I ve James I dönemlerinde İskoçya ve İngiltere'den gelen Protestan yerleşimciler, Katolik toprak sahiplerinin topraklarını alarak Ulster'a yerleşmeye teşvik edildi.
Doğru: Bunlar Ulster plantasyonlarıydı. Dikkat edin, yerleşimciler Protestandı, toprağını kaybeden toprak sahipleri ise Katolikti. Bir soru bunların yerini değiştirirse ifade yanlıştır.
Krala karşı Parlamento: Kralların İlahi Hakkı
İngiltere'de ise gerçek gücün kimde olduğu, yani kralda mı Parlamento'da mı olduğu konusunda daha büyük bir mücadele kızışıyordu. Elizabeth I, Parlamento'yu idare etmekte çok başarılıydı. Kendi istekleriyle House of Lords'un (Lordlar Kamarası) ve House of Commons'un (Avam Kamarası) istekleri arasında yol bulmayı biliyordu; üstelik Avam Kamarası giderek daha Protestan hâle geliyordu.
Ondan sonra gelen krallar bu kadar becerikli değildi. James I ve oğlu Charles I, Divine Right of Kings (Kralların İlahi Hakkı) anlayışına inanıyordu: Kralı bizzat Tanrı seçer, bu yüzden kralın yaptığı hiçbir şey için Parlamento'nun iznine ihtiyacı yoktur.
İngiltere, Galler, İrlanda ve İskoçya kralı olan Charles I tam da bu şekilde yönetti. Parlamento onun din ve dış politikalarına itiraz edince onu toplamayı bıraktı. 11 yıl boyunca Parlamento'nun onayı olmadan para toplamak için aklına gelen her yolu denedi; ta ki İskoçya'daki sorunlar onu Parlamento'yu yeniden toplamaya zorlayana dek.
Anthony van Dyck'in Charles I'in üçlü portresi, 1635–1636. Heykeltıraş Bernini kralın mermer büstünü buna bakarak yapabilsin diye Roma'ya gönderildi.
Tablo: Anthony van Dyck, Royal Collection, kamu malı, Wikimedia Commons aracılığıyla
Mini test
James I and Charles I shared a belief that led Charles I to try to govern without Parliament. What was it called?
Sorunun TürkçesiJames I ve Charles I'in paylaştığı bir inanç, Charles I'i Parlamento olmadan yönetmeye çalışmaya yöneltti. Bu inancın adı neydi?
Divine Right of Kings (Kralların İlahi Hakkı), kralı bizzat Tanrı'nın seçtiği, dolayısıyla kralın Parlamento'nun onayına ihtiyacı olmadığı fikriydi. Charles I buna göre davrandı ve 11 yıl Parlamento'suz yönetti. Constitutional monarchy (meşruti monarşi) bunun tam tersi bir fikirdir ve ancak 1688'den sonra başladı. Habeas corpus, haksız yere hapsedilmeye karşı 1679 tarihli yasadır; rule of law (hukukun üstünlüğü) ise kral dahil herkesin yasaya uyması gerektiği anlamına gelir.
İngiliz İç Savaşı
Kıvılcım bir dua kitabıydı. Charles I, Church of England ayinlerinin daha törensel olmasını istiyordu; bu yüzden gözden geçirilmiş bir Prayer Book (Dua Kitabı) getirdi. Bunu İskoçya'daki Presbyterian (Presbiteryen) Kilise'ye de kullandırmaya çalıştı. İskoçlar öfkelendi ve bir ordu kurdu.
Yeni dua kitabı 1637'de Edinburgh'daki St Giles' Katedrali'nde ilk kez kullanıldığında ayin bir kargaşaya dönüştü. Yaygın anlatıya göre Jenny Geddes adlı bir pazar satıcısı o kadar öfkelendi ki taburesini papaza fırlattı. Tarihçiler böyle birinin gerçekten yaşayıp yaşamadığından emin değil; yani bu büyük olasılıkla bir efsane, ama katedralde onun anısına hâlâ bir heykel var.
Charles I'in İskoçlara karşı bir orduyu besleyecek parası yoktu; bu yüzden 1640'ta Parlamento'yu toplayıp para istemek zorunda kaldı. Ama üyelerin çoğu Puritans (Püritenler) idi: dinî öğretinin ve ibadetin katı ve sade olmasını isteyen Protestanlar. Kralın dinî fikirlerinden hoşlanmıyorlardı ve İskoç ordusu İngiltere'ye girdiğinde bile Parlamento ona parayı vermedi.
Derken İrlanda'da da isyan çıktı; çünkü İrlandalı Katolikler Püritenlerin giderek güçlenmesinden korkuyordu. Parlamento fırsatı değerlendirip İngiliz ordusunun denetimini istedi; bu, kralın elinden büyük bir gücü almak demekti. Charles öfkeden çılgına döndü. Parlamento'nun beş liderini tutuklamak için bizzat House of Commons'a girdi, ama biri onları önceden uyarmıştı ve çoktan gitmişlerdi.
O günden beri hiçbir hükümdar House of Commons'a adım atmadı. Her yıl Parlamento'nun resmî açılışında (State Opening of Parliament), milletvekillerini hükümdar adına çağırmaya gelen ve “Black Rod” (Kara Asa) diye bilinen görevli Avam Kamarası'nın kapısına yürür ve milletvekilleri kapıyı onun yüzüne çarpar. Black Rod içeri alınmadan önce kapıyı üç kez çalmak zorundadır; bu, Avam Kamarası'nın hükümdarın içeri dalmasına izin vermeyeceğinin bir hatırlatmasıdır.
1642'de kral ile Parlamento arasında iç savaş çıktı. Ülke iki tarafa bölündü:
Cavaliers Kralın tarafındaydılar. Uzun kıvırcık saçları ve tüylü şapkalarıyla hatırlanırlar.
Roundheads Parlamento'nun tarafındaydılar. Adları (“yuvarlak kafalar”) bazılarının kısa kesilmiş saçlarından gelir.
Mini test
Which TWO statements about the English Civil War are correct?
Sorunun Türkçesiİngiliz İç Savaşı (English Civil War) ile ilgili hangi İKİ ifade doğrudur? A: Cavaliers, kralı destekleyenlerdi. B: Roundheads, kralı destekleyenlerdi. C: Savaş 1745'te Bonnie Prince Charlie İskoçya'ya çıkınca başladı. D: Roundheads, Parlamento'yu destekleyenlerdi.
Cavaliers kralı, Roundheads Parlamento'yu destekledi. Savaş 1642'de başladı. C'deki 1745 tarihi, Bonnie Prince Charlie'nin önderlik ettiği Jakobit ayaklanmasıdır; bu bir sonraki bölümde geliyor. Akılda tutmak için: “Cavalier” sözcüğü “cavalry” (süvari) ile akrabadır; tıpkı krala hizmet eden şövalyeler gibi atlı askerler.
Oliver Cromwell ve kralsız geçen 11 yıl
Bu bölümde geçen yerler. Koyu kırmızı, İç Savaş'ın ve Cromwell döneminin muharebelerini; mavi ise Şanlı Devrim sonrasındaki çatışmaları gösterir. William, Hollanda'dan yüz yıl önce Armada'nın kullandığı aynı Manş Denizi'nden geçerek geldi.
Parlamento kuvvetleri kralın ordusunu önce Marston Moor'da, ardından Naseby'de yendi. 1646'ya gelindiğinde kralın savaşı kaybettiği açıktı.
Charles I, Parlamento ordusunun elinde tutsaktı, ama yine de Parlamento'yla hiçbir anlaşma yapmayı kabul etmedi. 1649'da idam edildi.
Charles I'in Londra'da Whitehall'daki Banqueting House'un önünde başının kesilişini gösteren 1649 tarihli bir Alman baskısı. 30 Ocak 1649 dondurucu soğuk bir gündü; anlatılana göre Charles titreyip de kalabalığa korktuğunu düşündürmemek için fazladan bir gömlek istedi. Ölüme tam da bu binadan yürüdü; binanın tavanı, babası James I'i ve Kralların İlahi Hakkı'nı yüceltmek için bizzat onun ısmarladığı Rubens'in dev tablolarıyla kaplıdır.
Bilinmeyen sanatçı, kamu malı, Wikimedia Commons aracılığıyla
Commonwealth (Cumhuriyet)
İngiltere, kralı ya da kraliçesi olmayan ve Commonwealth (Cumhuriyet) olarak bilinen bir cumhuriyet oldu. Başlangıçta ülkenin nasıl yönetileceğinden kimse emin değildi ve fiilen yönetim ordunun elindeydi.
Ordunun generallerinden Oliver Cromwell İrlanda'ya gönderildi. Orada 1641'de başlamış bir isyan hâlâ sürüyordu ve kral için savaşan bir ordu da vardı. Cromwell İrlandalıları İngiliz Parlamentosu'na boyun eğdirdi, ama yöntemleri o kadar acımasızdı ki İrlanda'da insanlar onu bugün hâlâ tartışıyor.
İskoçya, Charles I'in öldürülmesini hiçbir zaman kabul etmemişti. İskoçlar oğlu Charles II'yi kral ilan edip İskoçya'da taç giydirdi. Charles II bir İskoç ordusunun başında İngiltere'ye yürüdü, ama Cromwell onu Dunbar'da ve ardından Worcester'da yendi. Charles, Worcester'dan kaçarken bir ara bir meşe ağacına tırmanıp saklandı ve sonunda Avrupa'ya kaçmayı başardı. Artık İskoçya da Parlamento'nun denetimindeydi.
Meşe ağacı İngiltere'nin ortasındaki Boscobel'deydi ve onu arayan askerler tam altından geçti. Kral olduktan sonra bu hikâye tekrar tekrar anlatıldı ve “The Royal Oak” (Kraliyet Meşesi), Britanya'da en yaygın pub adlarından biri oldu. Hatıra avcıları asıl ağacı yavaş yavaş parça parça kesip götürdü; bugün orada duran meşe, onun palamutlarının torunlarından birinden yetişti.
İrlanda ve Worcester'dan sonra herkes Cromwell'i yeni cumhuriyetin lideri olarak görüyordu. Lord Protector (Lord Koruyucu) unvanını aldı ve 1658'de ölene kadar yönetti. Ardından oğlu Richard Lord Protector oldu, ama ne orduyu ne de hükümeti denetleyebildi. Ülke artık 11 yıldır hükümdarsızdı; Cromwell olmadan ortada belirgin bir lider ya da oturmuş bir yönetim biçimi yoktu. Pek çok kişi istikrar özlemi çekiyordu ve konuşmalar yeniden bir kral getirmeye döndü.
Cromwell hiçbir zaman kral olmadı: 1657'de Parlamento ona tacı önerdi, o da reddetti. Charles II döndükten sonra Cromwell'in cesedi mezarından çıkarılıp asıldı; başı Westminster Hall'un çatısında bir direğe takıldı ve yirmi yıldan uzun süre orada kaldı. Ardından yaklaşık üç yüzyıl boyunca elden ele geçti ve sonunda 1960'ta Cromwell'in okuduğu Cambridge'deki Sidney Sussex College'a gömüldü.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
Marston Moor and Naseby were the battles in which Cromwell defeated the Scottish army of Charles II.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade DOĞRU (TRUE) mu, YANLIŞ (FALSE) mı? İfade: Marston Moor ve Naseby, Cromwell'in Charles II'nin İskoç ordusunu yendiği muharebelerdi.
Yanlış. Marston Moor ve Naseby, Parlamento ordusunun Charles I'in ordusunu yendiği İngiliz İç Savaşı muharebeleriydi; 1646'ya gelindiğinde Parlamento kazanmıştı. Cromwell, Charles II'nin İskoç ordusunu daha sonra Dunbar ve Worcester'da yendi.
Mini test
After Cromwell defeated him at Worcester, how did Charles II famously avoid being captured?
Sorunun TürkçesiCromwell onu Worcester'da yendikten sonra Charles II, ünlü hikâyeye göre yakalanmaktan nasıl kurtuldu? A: Tower of London'a (Londra Kalesi) sığındı B: Oradaki kralcı orduya katılmak için gemiyle İrlanda'ya gitti C: Skye Adası'nda (Isle of Skye) bir mağarada saklandı D: Bir meşe ağacında saklandı
Charles II, Worcester'dan kaçarken bir ara bir meşe ağacında saklandı ve ardından Avrupa'ya kaçtı. Kralcılara katılmak için İrlanda'ya gitmedi. Skye Adası'na kaçış ise başka bir prensin hikâyesidir: 1746'daki Culloden'dan sonra Bonnie Prince Charlie'nin; onunla bir sonraki bölümde tanışacaksınız.
Mini test
What title was given to Oliver Cromwell as the leader of the new republic?
Sorunun TürkçesiYeni cumhuriyetin lideri olarak Oliver Cromwell'e hangi unvan verildi?
Cromwell, Lord Protector'dı. Tacı reddetti ve hiçbir zaman kral olmadı. Prime Minister (Başbakan) makamı ancak 18. yüzyılda, George I döneminde ortaya çıktı; bunu bir sonraki bölümde okuyacaksınız.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
After Charles I was executed in 1649, his son immediately became King Charles II of England.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade DOĞRU (TRUE) mu, YANLIŞ (FALSE) mı? İfade: Charles I 1649'da idam edildikten sonra oğlu hemen İngiltere Kralı Charles II oldu.
Yanlış. 1649'dan sonra İngiltere kralı olmayan bir cumhuriyet, yani Commonwealth idi. Charles II İskoçya'da taç giydi, ama Cromwell onu yendi ve Avrupa'da sürgünde yaşamak zorunda kaldı. İngiltere'yi yönetmek için ancak 1660'ta geri döndü.
Restorasyon: Charles II geri dönüyor
Mayıs 1660'ta Parlamento, Hollanda'da sürgünde yaşayan Charles II'den geri dönmesini istedi. Charles dört ülkenin, yani İngiltere, Galler, İskoçya ve İrlanda'nın kralı olarak taç giydi. Bir daha asla “yollara düşmek” istemediğini açıkça söyledi.
Charles II her zaman kendi bildiğini yapamayacağını biliyordu; bazen Parlamento'yla uzlaşmak zorunda kalacaktı. Çoğu zaman Parlamento onun yapmak istediklerini destekledi. Church of England yeniden resmî kilise oldu ve ne Katoliklerin ne de Püritenlerin herhangi bir güce sahip olmasına izin verildi.
1665: Büyük Veba; 1666: Büyük Yangın
1665'te Londra'yı veba kasıp kavurdu (Büyük Veba) ve binlerce kişiyi öldürdü; en çok da en yoksul semtler etkilendi. Ardından 1666'da Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) şehrin büyük bir bölümünü yakıp yok etti. Pek çok kilise yandı; eski St Paul's Cathedral (St Paul's Katedrali) da bunlardan biriydi.
Thames'ten görülen Büyük Londra Yangını; 1675 civarında yapılmış tablo. Solda, o dönemde hâlâ üzeri evlerle kaplı olan eski London Bridge görülüyor.
Bilinmeyen sanatçı, Museum of London, kamu malı, Wikimedia Commons aracılığıyla
Şehir yeniden inşa edildi ve yeni St Paul's Katedrali'ni ünlü mimar Sir Christopher Wren tasarladı. Samuel Pepys gördüklerini anlatan bir günlük tuttu. Günlük yıllar sonra basıldı ve insanlar onu bugün hâlâ okuyor.
Wren'in St Paul's Katedrali. İnşaatına 1675'te başlandı ve otuz yıldan uzun sürdü. Öndeki yalnız kule, Wren'in başka bir kilisesinin çan kulesidir; İkinci Dünya Savaşı'ndaki bombalamadan sonra ayakta kalmıştır.
Fotoğraf: Diliff, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons aracılığıyla
Yangın Pudding Lane'deki bir fırında başladı ve dört gün sürdü; yaklaşık 13.000 evi yok etti. Pepys günlüğüne, bahçesinde bir çukur kazıp şarabını ve bir Parmesan peynirini kurtulsun diye içine gömdüğünü yazdı. Bugün Büyük Yangın Anıtı (the Monument) 61 metre yüksekliğindedir; bu, fırının bulunduğu yere olan uzaklığıyla tam olarak aynıdır. Wren'in kendisi de St Paul's'a gömülüdür ve mezar taşında Latince şu yazar: “Okur, anıtını arıyorsan etrafına bak.”
Habeas Corpus Act
1679'da Habeas Corpus Act (Habeas Corpus Yasası) yürürlüğe girdi ve bugün hâlâ büyük önem taşıyor. Habeas corpus, kabaca “kişiyi mahkemenin önüne getirmelisin” anlamına gelen Latince bir ifadedir. Yasa, hiç kimsenin yasal bir neden olmadan hapsedilemeyeceğini ve hapiste tutulan herkesin davasının bir mahkemede görülmesi hakkı olduğunu güvence altına aldı.
Yasa kıl payı geçti. Dönemin piskoposlarından Gilbert Burnet'e göre House of Lords yasayı oylarken oyları sayan lordlardan biri, çok şişman bir lordu şaka yollu on kişi saydı ve yasa birkaç “fazladan” oyla kabul edildi. Bu kanıtlanamayan eğlenceli bir hikâye, ama kayıtlar oylamanın gerçekten son derece yakın olduğunu gösteriyor.
Royal Society ve Newton
Charles II bilimi severdi. Onun döneminde “doğa bilgisini”, yani doğal dünyanın incelenmesini teşvik etmek için Royal Society (Kraliyet Bilimler Derneği) kuruldu. Dünyada ondan daha uzun süredir var olan başka bir bilim derneği yoktur: hâlâ faaliyette olan en eski bilim derneğidir. İlk üyelerinden ikisi, ünlü bir kuyruklu yıldızın ne zaman geri döneceğini hesaplayan Edmond Halley (yıldıza onun adı verildi: Halley Kuyruklu Yıldızı) ve Sir Isaac Newton'dı.
Halley Kuyruklu Yıldızı, 1066 bölümündeki Bayeux Goblen'ine (Bayeux Tapestry) işlenmiş olan yıldızdır. Halley onun yaklaşık her 76 yılda bir geri geldiğini hesapladı ve 1758'de döneceğini öngördü, ama 1742'de öldüğü için bunu göremedi. 1758'in Noel gününde kuyruklu yıldız gerçekten geri geldi ve ona onun adı verildi.
Newton (1643–1727), İngiltere'nin doğusundaki Lincolnshire'dandı. Bilime ilk kez Cambridge Üniversitesi'nde öğrenciyken ilgi duydu. En bilinen kitabı Philosophiae Naturalis Principia Mathematica'dır (“Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri”). Bu kitapta yerçekiminin evrenin her yerinde aynı şekilde işlediğini açıkladı. Ayrıca beyaz ışığın gökkuşağının bütün renklerini içerdiğini keşfetti.
46 yaşındaki Newton; Godfrey Kneller'in 1689 tarihli portresinin bir kopyası. Principia'yı iki yıl önce yayımlamıştı.
Godfrey Kneller'den sonra, kamu malı, Wikimedia Commons aracılığıyla
Elma hikâyesini yaşlandığında bir arkadaşına Newton'ın kendisi anlattı: Ailesinin evinin bahçesinde otururken bir elmanın düştüğünü görmüş ve elmaların neden hep dümdüz aşağı düştüğünü merak etmeye başlamış. Elmanın kafasına düştüğü kısmı sonradan eklendi. O elma ağacının bir torunu bugün hâlâ Cambridge'deki Trinity College'ın kapısının yanında büyüyor.
Mini test
Which architect designed the new St Paul's Cathedral after the Great Fire of London in 1666?
Sorunun Türkçesi1666 Büyük Londra Yangını'ndan sonra yeni St Paul's Katedrali'ni hangi mimar tasarladı?
Wren. Diğer üçü de gerçek İngiliz tasarımcılardır: Inigo Jones, Charles I'in idam edildiği Banqueting House'u tasarladı; Lutyens, Londra'daki Cenotaph'ı (Savaş Şehitleri Anıtı) tasarladı; Capability Brown ise 18. yüzyılda yaşamış bir bahçe tasarımcısıydı.
Mini test
Which of the following statements is correct?
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A: 1679 tarihli Habeas Corpus Act, her yetişkin erkeğe oy hakkı verdi. B: 1679 tarihli Habeas Corpus Act'e göre hiç kimse yasal bir neden olmadan hapiste tutulamazdı.
Habeas Corpus Act, haksız yere hapsedilmeme hakkını ve mahkemede dinlenme hakkını korur. Oy kullanmayla hiçbir ilgisi yoktur. O dönemde yalnızca belirli miktarda mülke sahip erkekler oy kullanabiliyordu; bütün yetişkin erkekler oy hakkını ancak 20. yüzyılda elde etti.
Mini test
Which Lincolnshire-born scientist explained that gravity works throughout the universe?
Sorunun TürkçesiYerçekiminin bütün evrende işlediğini açıklayan, Lincolnshire doğumlu bilim insanı kimdir?
Newton. Halley de Royal Society'nin ilk üyelerindendi, ama bir kuyruklu yıldızın dönüşünü öngörmesiyle ünlüdür. Darwin (evrim) ve Fleming (penisilin) daha sonraki dönemlerin bilim insanlarıydı.
James II ve Şanlı Devrim
Charles II ölünce taç kardeşine geçti. Yeni kral bir Katolikti. İngiltere, Galler ve İrlanda'da James II, İskoçya'da ise James VII idi.
James II Katolikleri kayırdı ve bir Parlamento yasası bunu yasaklamış olmasına rağmen bazılarını ordu subayı yaptı. Parlamento'yu yok saydı, hatta Church of England'ın birkaç piskoposunu tutuklattı. İngiltere'de insanlar onun ülkeyi yeniden Katolik yapmak istediğinden korktu.
Yine de başlangıçta insanlar pek endişelenmedi; çünkü tahtın sıradaki varisleri, ikisi de bağlı birer Protestan olan iki kızıydı. Derken 1688'de kraliçe bir oğul doğurdu. Birden bir sonraki kralın da Katolik olacağı ortaya çıktı.
Kan dökülmeyen bir devrim
James II'nin büyük kızı Mary, kuzeni William of Orange (Oranj Prensi William) ile evliydi. William Protestandı ve Hollanda'yı yönetiyordu. 1688'de bir grup güçlü İngiliz Protestan, William'dan bir orduyla gelip tahtı almasını istedi.
William geldiğinde kimse ona karşı savaşmadı. James II tahtı William'a bırakıp Fransa'ya kaçtı. William; İngiltere, Galler ve İrlanda'da William III, İskoçya'da ise William II oldu. Eşi Mary II ile birlikte yan yana hüküm sürdü.
İnsanlar daha sonra buna “Glorious Revolution (Şanlı Devrim)” adını verdi. “Şanlı”ydı, çünkü İngiltere'de hiçbir muharebe yaşanmadı ve Parlamento'nun gücünü güvence altına aldı: Bundan sonra hiçbir hükümdar tek başına yönetemeyecekti.
William, 5 Kasım 1688'de, Barut Komplosu'ndan tam 83 yıl sonra güneybatı İngiltere'deki Torbay'e çıkmıştı ve Protestanlar bunu Tanrı'dan bir işaret olarak gördü. Anlatılana göre James II kaçarken kraliyet gücünün simgesi olan Büyük Mühür'ü (Great Seal) Thames Nehri'ne attı. Bir de, bebek oğlunun aslında kraliçenin olmadığı, kraliçenin odasına bir yatak ısıtma tavası (yatakları ısıtmak için kullanılan kapaklı metal bir tava) içinde gizlice sokulmuş bir bebek olduğu söylentisi çıktı. Bu siyasi bir propagandaydı ve bunu destekleyen hiçbir kanıt yoktur.
İngiltere, Galler, İrlanda
İskoçya
James I
James VI
James II
James VII
William III
William II
Boyne, Killiecrankie ve Glencoe
James II tacını geri kazanmaya kararlıydı. Fransız birliklerinin desteğiyle İrlanda'ya çıktı. 1690'da İrlanda'da William onu Battle of the Boyne (Boyne Muharebesi)'nde yendi; Kuzey İrlanda'da bazı insanlar bu zaferi bugün hâlâ kutlar. William İrlanda'nın denetimini geri aldı ve James bir kez daha Fransa'ya kaçtı. Bundan sonra İrlanda'daki Katolik Kilisesi pek çok kısıtlamayla karşılaştı ve İrlandalı Katolikler yönetimin dışında bırakıldı.
James'in İskoçya'da da destekçileri vardı. Onun adına çıkan silahlı bir ayaklanma Killiecrankie'de çabucak bastırıldı. Ardından bütün İskoç klanlarına William'ı kral olarak kabul ettiklerine dair yemin etmeleri emredildi. MacDonalds of Glencoe (Glencoe'lu MacDonald'lar) son tarihi kaçırdı ve ceza olarak katledildi. Bu katliam bazı İskoçların yeni hükümete derin bir güvensizlik duymasına yol açtı.
Bazı insanlar, özellikle de İskoçya'da, James'in meşru kral olduğuna inanmaya devam etti. Bazıları onu Fransa'daki sürgüne kadar izledi; diğerleri onu gizlice destekledi. James'in destekçilerine, James adının Latince biçimi olan Jacobus'tan gelen Jacobites (Jakobitler) adı verildi. Onların hikâyesi bir sonraki bölümde sürüyor.
Mini test
Why were the MacDonalds of Glencoe massacred?
Sorunun TürkçesiGlencoe'lu MacDonald'lar (MacDonalds of Glencoe) neden katledildi? A: Barut Komplosu'na (Gunpowder Plot) katılmışlardı. B: William'ı kral olarak kabul ettiklerine dair yemini çok geç ettiler. C: Charles I'in yeni Dua Kitabı'nı (Prayer Book) kullanmayı reddettiler. D: Culloden'da Bonnie Prince Charlie için savaştılar.
Bütün İskoç klanları William'ı kral olarak kabul ettiklerine dair yemin etmek zorundaydı. Glencoe'lu MacDonald'lar yeminlerini geç etti ve katledildi; bu da bazı İskoçların yeni hükümete güvenmemesine yol açtı. Diğer seçenekler başka dönemlere aittir: Barut Komplosu 1605'te, Dua Kitabı 1630'larda, Culloden ise 1746'da.
Mini test
Which TWO statements about the Glorious Revolution of 1688 are correct?
Sorunun Türkçesi1688 Şanlı Devrimi (Glorious Revolution) ile ilgili hangi İKİ ifade doğrudur? A: Charles II kral olmak üzere Hollanda'dan geri çağrıldı. B: İngiltere'de hiç çatışma olmadı. C: William of Orange kral oldu ve Mary ile birlikte hüküm sürdü. D: James II, yerine Katolik bir kral getirilen bir Protestandı.
A, Şanlı Devrim'i değil 1660 Restorasyonu'nu anlatıyor. İki hikâyede de Hollanda geçtiği için kolayca karıştırılır. D ise tam tersi: Tahttan indirilen James II Katolikti, onun yerine geçen William ise Protestandı.
Bill of Rights: meşruti monarşinin başlangıcı
William ve Mary'nin taç giyme töreninde bir Declaration of Rights (Haklar Beyannamesi) okundu. Bu beyanname, kralın artık Parlamento'nun onayı olmadan vergi toplayamayacağını ya da mahkemeleri yönetemeyeceğini teyit ediyordu. Bundan sonra güç, Taç ile Parlamento arasında çok farklı biçimde paylaşıldı ve bu bir daha eskiye dönmedi.
Ardından 1689 tarihli Bill of Rights (Haklar Bildirgesi), Parlamento'nun haklarını ve kralın gücünün nereye kadar uzanabileceğini yasayla belirledi:
Kimin hükümdar olabileceğine Parlamento karar verir ve hükümdar Protestan olmak zorundadır
En az 3 yılda bir yeni bir Parlamento seçilmelidir
Hükümdar her yıl ordu ve donanma için gereken parayı Parlamento'nun onayına sunmalıdır
Sonuç: Kralın, iki Kamara'da da oyların çoğunluğunu kazanabilecek bakanlara ihtiyacı vardır
Whigs ve Tories: parti siyasetinin başlangıcı
Parlamento'da iki ana grup oluştu: Whigs ve Tories. Parti siyaseti böyle başladı. Bugünkü Muhafazakâr Parti'ye (Conservative Party) hâlâ zaman zaman Tories denir.
İki ad da rakiplerin hakaretleri olarak doğdu. Söylenene göre “Whig”, asi Presbiteryenler için kullanılan İskoçça bir sözcükten, “Tory” ise kanun kaçağı ya da haydut anlamına gelen İrlandaca bir sözcükten gelir. Bu adlarla yeterince uzun süre anıldıktan sonra her iki taraf da onları gururla kullanmaya başladı.
Özgür basın ve meşruti monarşi
1688'den sonraki yıllar, özgür basın, yani hükümetin denetlemediği gazeteler ve diğer basılı yayınlar için de çok önemliydi. 1695'ten itibaren herkes önce hükümetten izin almadan gazete çıkarabildi ve gazetelerin sayısı hızla arttı.
1688'den sonraki yeni yasalar, bir kral ya da kraliçenin Parlamento'nun belirlediği sınırlar içinde yönetmek zorunda olduğu constitutional monarchy (meşruti monarşi) düzeninin başlangıcı oldu. Hükümdar hâlâ çok önemliydi, ama Parlamento'nun karşı çıktığı bir politikayı ya da eylemi zorla dayatamıyordu. William III'ten sonra kralın bakanları yavaş yavaş hükümdardan daha güçlü hâle geldi.
Ama bu henüz modern demokrasi değildi. Milletvekillerine (Members of Parliament) oy verebilenler çok azdı: yalnızca belirli miktarda mülke sahip erkekler. Kadınlar ise hiç oy kullanamıyordu. Bazı bölgelerde kimin seçileceğine tek bir zengin aile karar veriyordu; bu seçim bölgelerine “pocket boroughs” (cep seçim bölgeleri) denirdi. Bazı seçim bölgelerinde ise oy kullanabilecek neredeyse kimse yoktu; bunlara da “rotten boroughs” (çürük seçim bölgeleri) denirdi.
En ünlü rotten borough, Salisbury yakınlarındaki Old Sarum'du. Orada neredeyse kimse yaşamıyordu: yalnızca terk edilmiş bir tepe ve oy hakkı olan bir avuç toprak sahibi. Yine de 1832'deki Reform Yasası (Reform Act) onu kaldırana kadar iki milletvekili seçiyordu.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
According to the Bill of Rights of 1689, only a Protestant could be king or queen.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade DOĞRU (TRUE) mu, YANLIŞ (FALSE) mı? İfade: 1689 tarihli Bill of Rights'a (Haklar Bildirgesi) göre yalnızca bir Protestan kral ya da kraliçe olabilirdi.
Doğru. Bill of Rights, kimin hükümdar olabileceği konusunda denetimi Parlamento'ya verdi ve hükümdarın Protestan olmasını şart koştu. Bunu 1215 tarihli Magna Carta ile karıştırmayın: Magna Carta kralın yasaya uyması gerektiğini söylüyordu, Bill of Rights ise “Parlamento karar verir” çağını başlattı.
Büyüyen nüfus: yeni gelenler
Krallar ve Parlamento güç için mücadele ederken sıradan insanların hayatı da değişiyordu. Bu yıllarda Britanya ve İrlanda'dan pek çok kişi Amerika'daki ve başka yerlerdeki kolonilerde yeni bir hayat kurmak için yola çıktı. Aynı zamanda yeni gelenler de vardı:
1656'da Yahudiler Londra'ya yerleşti. Orta Çağ'dan bu yana buraya yerleşen ilk Yahudilerdi.
1680'den 1720'ye kadar, Huguenots (Huguenotlar) olarak bilinen çok sayıda mülteci Fransa'dan Britanya'ya kaçtı. Bunlar Fransa'da dinleri yüzünden zulme uğramış Protestanlardı. Pek çoğu iyi eğitimli ve çok becerikliydi; bilim, bankacılık, dokumacılık ve başka zanaatlarda çalıştılar.
İngilizcedeki “refugee” (mülteci) sözcüğünün bu dönemde Fransızca réfugié'den geldiği ve ilk kez Huguenotlar için kullanıldığı düşünülür. Pek çok Huguenot dokumacı doğu Londra'daki Spitalfields'a yerleşti ve ipek dokumacılığıyla ün kazandı; eski evlerini bugün hâlâ orada görebilirsiniz. Yahudilerin yeniden yerleşmesine Cromwell döneminde izin verilmişti (1290'da İngiltere'den sürülmüşlerdi); 1701'de açılan Bevis Marks Sinagogu, Britanya'da hâlâ kullanılan en eski sinagogdur.
Mini test
Which TWO statements about the Huguenots are correct?
Sorunun TürkçesiHuguenotlar (Huguenots) ile ilgili hangi İKİ ifade doğrudur? A: 1680 ile 1720 arasında Fransa'dan Britanya'ya geldiler. B: İspanya'daki zulümden kaçan Katoliklerdi. C: Dinleri yüzünden zulme uğramış Protestanlardı. D: 1656'da geldiler ve Orta Çağ'dan bu yana ilk Yahudi yerleşimcilerdi.
Huguenotlar, inançları yüzünden zulme uğramış Fransız Protestanlardı ve 1680 ile 1720 arasında Britanya'ya geldiler. Pek çoğu eğitimli ve becerikliydi; bilim, bankacılık, dokumacılık ve başka zanaatlarda çalıştılar. B'de hem din hem ülke yanlış. D ise 1656'da Londra'ya yerleşen Yahudileri anlatıyor.
Kraliçe Anne ve 1707 Birlik Yasası
William ve Mary'den sonra taç, Mary'nin küçük kız kardeşi Queen Anne (Kraliçe Anne)'ye geçti. Tarihte yalnızca bir Kraliçe Anne olduğu için adından sonra bir numara gelmez.
Anne'in hayatta kalan çocuğu yoktu; bu yüzden ondan sonra İngiltere, Galler, İrlanda ve İskoçya'nın taçlarını kimin giyeceğini kimse bilmiyordu. Bu nedenle 1707'de iki taraf, İskoçya'da Treaty of Union (Birlik Antlaşması) olarak anılan Act of Union (Birlik Yasası) üzerinde anlaştı. Bu yasa Kingdom of Great Britain (Büyük Britanya Krallığı)'nı kurdu.
İskoçya bağımsız bir ülke olmaktan çıktı. Ama kendi hukuk sistemini, kendi eğitim sistemini ve Presbiteryen Kilisesi'ni korudu. Bugün bile İskoçya'nın hukuku ve okulları İngiltere'ninkilerden farklıdır.
Anne'in kendi hikâyesi bu kaygıyı açıklıyor. En az 17 kez hamile kaldı, ama çocuklarından hiçbiri ondan uzun yaşamadı; erken çocukluğu atlatabilen tek oğlu Gloucester Dükü William da 1700'de 11 yaşında öldü. Bu yüzden Parlamento, Almanya'daki uzak Protestan akrabaları olan Hanover Hanedanı'nı (House of Hanover) önceden tahtın sıradaki varisi olarak belirleyen bir yasa çıkardı.
İskoçya'nın birliğe razı olmasında paranın da büyük payı vardı. 1690'larda İskoçya, Orta Amerika'daki Darien'de bir koloni kurma planına çok büyük paralar yatırdı; plan tamamen başarısız oldu ve ulusun servetinin büyük bir kısmı kaybedildi. Antlaşmada İngiltere, İskoçya'ya tazminat ödemeyi kabul etti.
Kraliçe Anne 1714'te öldü ve onunla birlikte Stuart dönemi sona erdi. Parlamento bir sonraki kral olarak bir Almanı seçti ve Britanya siyasetinde yeni bir figür ortaya çıktı: Başbakan (Prime Minister). Bunların hepsi bir sonraki bölümde.
Mini test
What did the Act of Union of 1707 create?
Sorunun Türkçesi1707 tarihli Act of Union (Birlik Yasası) neyi kurdu?
1707'de İngiltere ve İskoçya birleşerek Kingdom of Great Britain'ı (Büyük Britanya Krallığı) oluşturdu. B ancak 1801'de, İrlanda katıldığında geldi (bir sonraki bölüm). C, Charles I'in 1649'da idam edilmesinden sonra kurulan cumhuriyettir. D çok daha önce, 1560'taki İskoç Reformasyonu'nda kurulmuştu.
Bölüm özeti
1603 James VI ve I
İskoçya Kralı James VI, İngiltere Kralı James I oldu; İskoçya ayrı bir ülke olarak kaldı
King James Version
İncil'in King James (Authorised) Version'ı: ilk İngilizce İncil değil, ama hâlâ kullanılıyor
1605 Barut Komplosu
Katolikler kralı havaya uçurmaya çalıştı ve başaramadı; 5 Kasım'da Bonfire Night
Plantasyonlar
İngiliz ve İskoç Protestanlar, Ulster'da Katolik toprak sahiplerinden alınan topraklara yerleşti
Divine Right of Kings
James I ve Charles I, kralların Tanrı tarafından atandığına ve Parlamento'nun onayına ihtiyaç duymadığına inanıyordu
1642 İç Savaş
Cavaliers kraldan, Roundheads Parlamento'dan yana; Marston Moor ve Naseby
1649 Commonwealth
Charles I idam edildi ve İngiltere cumhuriyet oldu
Lord Protector
Cromwell'in unvanı; hiçbir zaman kral olmadı ve 1658'e kadar yönetti
1660 Restorasyon
Charles II kral olmak üzere Hollanda'dan döndü
1665 / 1666
Büyük Veba / Büyük Londra Yangını; Wren'in yeni St Paul's'u; Pepys'in günlüğü
1679 Habeas Corpus
Haksız yere hapis yok; tutulan herkesin mahkemede dinlenme hakkı var
Royal Society
Hâlâ faaliyette olan en eski bilim derneği; Halley ve Newton
Isaac Newton
Lincolnshire doğumlu; yerçekimi; beyaz ışık gökkuşağının bütün renklerini içerir
1688 Şanlı Devrim
Katolik James II'nin yerine, İngiltere'de hiç çatışma olmadan Protestan William III ve Mary II geçti
1689 Bill of Rights
Hükümdar Protestan olmalı; en az 3 yılda bir yeni Parlamento; meşruti monarşinin başlangıcı
1690 Boyne
William, James II'yi İrlanda'da yendi; James'in destekçilerine Jacobites denirdi
Whigs ve Tories
Parti siyasetinin başlangıcı
1695 Özgür basın
Gazetelerin artık hükümet iznine ihtiyacı yoktu
1656 / 1680–1720
Yahudiler Londra'ya geri döndü / Fransız Protestanlar olan Huguenotlar Britanya'ya geldi
1707 Act of Union
Büyük Britanya Krallığı; İskoçya kendi hukukunu, eğitimini ve Presbiteryen Kilisesi'ni korudu