Her kasım ayında Britanya'da neredeyse herkes küçük, kırmızı, kâğıttan bir çiçek takar gibidir: politikacılar, haber spikerleri, futbolcular, hatta otobüslerin ön yüzleri. Bu bir gelinciktir ve yüz yıldan uzun zaman önce bir savaşta ölen insanları anar. Bu bölüm 1900–1945 yıllarını kapsıyor. Bu yıllarda Britanya iki dünya savaşında savaştı, kadınlar oy hakkını kazandı, İrlanda ikiye bölündü ve radyo neredeyse her eve girdi.
Bu bölümde geçen yerler. ⚔ işareti Birinci Dünya Savaşı'ndaki Somme Muharebesi'ni, altın renkli oklar 1940'taki Dunkirk tahliyesini, mavi ok 1944'teki D-Day çıkarmasını, kırmızı yıldızlar da Blitz'ten en çok etkilenen iki şehri gösterir.
1900'lerin başı: kendinden emin bir "süper güç"
20. yüzyıl başladığında bu dünya savaşlarının ilkine daha on yıldan fazla vardı. 1901'de Kraliçe Victoria neredeyse 64 yıl tahtta kaldıktan sonra öldü. Oğlu VII. Edward (Edward VII) kral oldu, ondan sonra da 1910'da V. George (George V). Britanya bu dönemde kendine çok güveniyordu. Dünyanın dört bir yanına yayılan bir imparatorluğu, hayranlık uyandıran bir donanması, hareketli sanayileri ve istikrarlı bir siyasi sistemi vardı. Bugünün diliyle bir süper güçtü (superpower).
Ülke zenginleştikçe hükümet sıradan insanlar için daha fazlasını yapmaya başladı. Bu yıllarda pek çok sosyal reform yapıldı:
İşsiz kalanlara yardım için para
Yaşlılar için yaşlılık aylığı (old-age pensions)
Çocuklar için ücretsiz okul yemeği (free school meals)
İşyerlerini daha güvenli hale getiren yeni yasalar
Gecekondu mahallelerinin yayılmasını durdurmak için daha sıkı şehir planlama kuralları
Boşanma ya da ayrılık sonrasında anneler ve çocuklar için daha fazla destek
Daha adil, daha demokratik yerel yönetim; ve milletvekillerine maaş ödenmeye başlandı, böylece sıradan insanların siyasete girmesi kolaylaştı
Bu reformlar bugün küçük görünebilir, ama gerçek bir başlangıçtı. 1908 tarihli Old Age Pensions Act (Yaşlılık Aylığı Yasası), düşük gelirli 70 yaş üstü kişilere haftada 5 şilin ödüyordu; o kadar uzun yaşayan pek az kişi vardı, ama devlet ilk kez yaşlılara para veriyordu. Ücretsiz okul yemekleri 1906'da başladı; bunun bir nedeni, hükümetin orduya katılmak isteyen pek çok genç erkeğin ciddi biçimde yetersiz beslendiğini fark etmesiydi. Milletvekillerine 1911'den itibaren yılda £400 maaş ödendi; bundan önce milletvekilliği neredeyse yalnızca zenginlere göreydi.
Mini test
Which TWO social reforms were introduced in Britain in the early 20th century, before the First World War?
Sorunun Türkçesi20. yüzyılın başında, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Britanya'da hangi İKİ sosyal reform yapıldı? A: Yaşlılık aylığı B: Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) C: Ücretsiz okul yemeği D: 18 yaşında oy kullanma hakkı
Yaşlılık aylığı ve ücretsiz okul yemeği, ikisi de 20. yüzyılın başındaki reformlardı. NHS (National Health Service, Ulusal Sağlık Hizmeti) ancak 1948'de kuruldu (bir sonraki bölüme bakın), oy kullanma yaşı da 1969'a kadar 18'e inmedi.
Birinci Dünya Savaşı (1914–1918)
Avrupa'yı ateşe veren tek bir kurşun
O kendinden emin çağ aniden sona erdi. 28 Haziran 1914'te Avusturya-Macaristan tahtının varisi Arşidük Franz Ferdinand (Archduke Franz Ferdinand) Saraybosna'da vurularak öldürüldü. Devrilen ilk domino taşı gibi, onun öldürülmesi adım adım Birinci Dünya Savaşı'na yol açtı.
Aslında az kalsın hiç olmayacaktı. O sabah suikastçılar bir kez başarısız olmuştu: Arşidük'ün arabasına atılan bomba hedefi ıskalamıştı. Öğleden sonra Arşidük bombadan yaralananları ziyaret etmek için planlarını değiştirdi, ama kimse şoföre haber vermedi; şoför yanlış bir yola saptı ve geri manevra yapmak için tam da grubun 19 yaşındaki üyesi Gavrilo Princip'in önünde durdu. İnternette sık sık Princip'in yakındaki bir dükkânda sandviç yediğini okursunuz, ama 1914'ten kalan hiçbir kayıt bunu desteklemiyor; sonradan eklenmiş bir efsane gibi görünüyor.
Ama suikast yalnızca kıvılcımdı. Yıllardır biriken başka güçler de savaşı olası kılmıştı:
Milliyetçilik kendi ulusunu her şeyin önünde tutmak
Militarizm büyük ordular ve donanmalar kurmak
Emperyalizm imparatorluklar ve koloniler için rekabet
İki rakip kamp Avrupa'nın büyük güçleri iki ittifaka bölündü
İki taraf
Çarpışmaların çoğu Avrupa'da yaşandı, ama savaş dünyanın her yerinden ülkeleri içine çekti. Britanya'nın tarafı Allies (İtilaf Devletleri / Müttefikler), diğer taraf ise Central Powers (İttifak Devletleri) olarak bilinir.
Her iki dünya savaşındaki taraflar. Britanya'nın tarafına iki savaşta da Allies dendi. Değişen, düşmanın adıydı: Birinci Dünya Savaşı'nda Central Powers, İkinci'de Axis (Mihver Devletleri).
Bütün İmparatorluk savaşa girdi
Savaşan yalnızca Britanya'nın kendisi değildi. Bütün Britanya İmparatorluğu savaşa katıldı: bir milyondan fazla Hintli asker pek çok farklı ülkede Britanya için savaştı ve bunların yaklaşık 40.000'i hayatını kaybetti. Kanada'dan, Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan, Afrika'dan ve Batı Hint Adaları'ndan gelen askerler de İngilizlerle omuz omuza savaştı.
1914'ten bir askere çağrı afişi. Savaş Bakanı (Secretary of State for War) Lord Kitchener sizi işaret ediyor: ülkenin size ihtiyacı var. Savaşın başında Britanya ordusu tamamen gönüllülere dayanıyordu.
Afiş: Alfred Leete, Imperial War Museums Q 48378A, public domain, Wikimedia Commons aracılığıyla
Somme: en kötü gün
Savaş dört yıl sürdü ve milyonlarca insan öldü ya da yaralandı; yalnızca Britanya'nın 2 milyonu aşkın kaybı (ölü ve yaralı) oldu. En kötü an, Temmuz 1916'da İngiliz ordusunun kuzey Fransa'da Somme Muharebesi'nde (Battle of the Somme) saldırıya geçtiği zaman geldi. Daha ilk gün yaklaşık 60.000 İngiliz kaybı (ölü ve yaralı) verildi.
Temmuz 1916'da, Somme Muharebesi sırasında bir siperde erzak taşıyan Royal Irish Rifles askerleri. Bu fotoğraf, Imperial War Museums'ın fotoğraf koleksiyonunda bir numaradır (Q 1).
Fotoğraf: Royal Engineers No 1 Printing Company, Imperial War Museums Q 1, public domain, Wikimedia Commons aracılığıyla
11 Kasım, saat 11
11 Kasım 1918'de sabah saat 11'de ateşkes (çatışmayı durdurma anlaşması) yürürlüğe girdi. Birinci Dünya Savaşı sona ermişti ve Britanya ile müttefikleri kazanmıştı.
Bu gün Remembrance Day (Anma Günü) oldu. İnsanlar kırmızı gelincik takar, çünkü bu çiçekler Birinci Dünya Savaşı'nın savaş alanlarının her yerinde bitmişti. Saat 11'de ülke iki dakika sessizliğe gömülür. 11 Kasım'a en yakın pazar günü olan Remembrance Sunday'de (Anma Pazarı) ulusal tören, Londra'daki Whitehall'da bulunan savaş anıtı Cenotaph'ta yapılır ve çelenkler bırakılır.
Gelincikler
Saat 11:00'de iki dakikalık saygı duruşu
Whitehall'daki Cenotaph
Gelincik bir şiir sayesinde simge haline geldi. 1915'te Kanadalı bir askerî doktor olan John McCrae, Belçika'daki Flanders savaş alanlarında ölen askerlerin mezarları arasında açan kırmızı gelincikleri gördü ve In Flanders Fields (Flanders Tarlalarında) şiirini yazdı. Royal British Legion (Kraliyet İngiliz Lejyonu) 1921'den beri her yıl eski askerler ve aileleri için para toplamak amacıyla gelincik satıyor ve bunu hâlâ sürdürüyor. Aynı yıllardan kalma bir anıt daha var: 11 Kasım 1920'de, adını kimsenin bilmediği bir asker, "Unknown Warrior" (Meçhul Asker), cesedi hiç bulunamayan herkesi temsil etmek üzere Westminster Abbey'e gömüldü.
Savaş kraliyet ailesinin adını bile değiştirdi. Ailenin adı "Saxe-Coburg and Gotha" idi; Britanya'nın Almanya ile savaştığı bir dönemde bu ad çok Almanca geliyordu. Bu yüzden 1917'de V. George, Windsor Kalesi'nden esinlenerek adı Windsor olarak değiştirdi. Kraliyet ailesinin adı bugün hâlâ Windsor.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
The assassination of Archduke Franz Ferdinand of Austria in 1914 triggered the events that led to the First World War.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade doğru mu (TRUE), yanlış mı (FALSE)? İfade: Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand'ın 1914'te suikaste kurban gitmesi, Birinci Dünya Savaşı'na yol açan olayları başlattı.
Doğru (TRUE). Avusturya-Macaristan tahtının varisi Arşidük Franz Ferdinand 28 Haziran 1914'te vurularak öldürüldü ve bu cinayet savaşla sonuçlanan bir olaylar zincirini başlattı. Daha derin nedenler ise milliyetçilik, militarizm, emperyalizm ve Avrupa'nın büyük güçlerinin iki rakip kampa bölünmesiydi.
Mini test
Approximately how many British casualties were there on the first day of the Battle of the Somme in 1916?
Sorunun Türkçesi1916'daki Somme Muharebesi'nin ilk gününde yaklaşık kaç İngiliz kaybı (ölü ve yaralı) oldu?
Somme'un ilk gününde yaklaşık 60.000 kayıp verildi; bu, İngiliz Ordusu tarihindeki en kötü gündür. Bunu Dunkirk'ten kurtarılan "300.000'den fazla" askerle karıştırmayın.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
Fighting in the First World War stopped at 11 o'clock in the morning on 11 November 1918.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade doğru mu (TRUE), yanlış mı (FALSE)? İfade: Birinci Dünya Savaşı'ndaki çatışmalar 11 Kasım 1918'de sabah saat 11'de durdu.
Üç on biri hatırlayın: 11. ayın 11. gününün 11. saati. Anma Günü'nün 11 Kasım'da, saygı duruşunun da saat 11'de olmasının nedeni budur.
Mini test
Which of the following statements is correct?
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A: Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu Britanya ile aynı tarafta savaştı. B: Birinci Dünya Savaşı'nda Japonya Britanya ile aynı tarafta savaştı.
Birinci Dünya Savaşı'nda Japonya, Britanya'nın tarafında, Allies arasındaydı; Osmanlı İmparatorluğu ise Central Powers arasındaydı. İkinci Dünya Savaşı'na gelindiğinde Japonya Axis'e katılmıştı; bu kolayca karıştırılabilir.
Kadınlara oy hakkı: 1918 ve 1928
Önceki bölümde gördüğümüz gibi, 19. yüzyılın sonlarından itibaren giderek daha çok kadın oy hakkı için kampanya yürüttü; bu kadınlar süfrajetler (suffragettes) olarak bilinir. Savaş sırasında çok sayıda kadın fabrikalarda çalıştı, ambulans sürdü ve tarlalarda çalıştı; ülkeyi ayakta tuttular. Savaş bitince sonunda oy hakkını kazandılar, ama iki adımda:
1918 30 yaşın üstündeki kadınlar oy verebildi ve Parlamentoya aday olabildi. Erkekler 21 yaşından itibaren oy verebiliyordu.
1928
Kadınların oy kullanma yaşı 21'e indi ve sonunda erkeklerle aynı oldu.
1918 seçimlerinde House of Commons'a (Avam Kamarası) seçilen ilk kadın, sandalyesine aslında hiç oturmadı. Bu kadın, İrlanda bağımsızlığını isteyen Sinn Féin partisinin üyesi olan İrlandalı Constance Markievicz idi ve Londra'da oturmayı reddetti. Avam Kamarası'nda oturan ilk kadın, 1919'da seçilen Nancy Astor oldu.
Mini test
In 1918, women over what age were given the right to vote?
Sorunun Türkçesi1918'de kaç yaşın üstündeki kadınlara oy hakkı verildi?
1918'de 30; 1928'de, erkeklerle aynı olarak 21; 1969'da ise herkes için 18. Üç yaşı (30, 21, 18) üç yılla (1918, 1928, 1969) birlikte öğrenmek en iyisi.
İrlanda bölünüyor
İrlanda'nın nasıl bölündüğünü görmek için, İrlanda sorununun doruğa ulaştığı Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesindeki yıllara dönmemiz gerekiyor. İngiliz hükümeti İrlanda'ya Home Rule (iç özerklik) vermeyi planlıyordu: Birleşik Krallık'ın parçası olarak kalırken kendine ait bir parlamento. Kuzeydeki Protestanlar buna şiddetle karşıydı ve hatta zor kullanarak direnmekle tehdit etti. Sonraki on yıl boyunca gerilim artmaya devam etti:
1913İngiliz hükümeti İrlanda'ya Home Rule sözü verir ve Parlamentoya bir Home Rule yasa tasarısı sunar; kuzeydeki Protestanlar silahlı direniş tehdidinde bulunur
1914Birinci Dünya Savaşı çıkar ve hükümet İrlanda'daki reformu erteler; İrlandalı milliyetçiler beklemeye razı değildir
1916Dublin'de İngiliz yönetimine karşı Easter Rising (Paskalya Ayaklanması) patlak verir; liderleri askerî yasaya göre idam edilir ve ardından İngiliz ordusuna ve polisine karşı bir gerilla savaşı başlar
1921İki taraf bir barış antlaşması imzalar
1922İrlanda ikiye bölünür: halkının çoğu Protestan olan kuzeydeki altı kontlukNorthern Ireland (Kuzey İrlanda) olarak Birleşik Krallık'ta kalır; geri kalanı Irish Free State (İrlanda Özgür Devleti) olur
1949İrlanda Özgür Devleti cumhuriyet olur
1922'de İrlanda: kuzeydoğudaki altı kontluk Kuzey İrlanda oldu ve Birleşik Krallık'ta kaldı; adanın geri kalanı İrlanda Özgür Devleti oldu.
Ama hem kuzeyde hem güneyde bazı insanlar bölünmeyi kabul etmedi. Bütün İrlanda'nın tek bir bağımsız ülke olmasını istiyorlardı. Yıllar süren bölünmüşlük daha sonra Kuzey İrlanda'da ve başka yerlerde terör şiddetine dönüştü. Bu çatışma the Troubles ("Karışıklıklar") olarak bilinir ve bir sonraki bölümde onunla yeniden karşılaşacaksınız.
Mini test
In which year did the Irish Free State become a republic?
Sorunun Türkçesiİrlanda Özgür Devleti (Irish Free State) hangi yıl cumhuriyet oldu?
1949. İrlanda ile ilgili tarihleri sırayla aklınızda tutun: 1916'da Paskalya Ayaklanması, 1921'de barış antlaşması, 1922'de Kuzey İrlanda ve İrlanda Özgür Devleti olarak bölünme, 1949'da cumhuriyet.
Mini test
Is the statement below TRUE or FALSE?
In 1922 the whole of Ireland left the United Kingdom and became the Irish Free State.
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifade doğru mu (TRUE), yanlış mı (FALSE)? İfade: 1922'de İrlanda'nın tamamı Birleşik Krallık'tan ayrıldı ve İrlanda Özgür Devleti oldu.
İfadeyi yanlış yapan "tamamı" (whole) sözcüğü. Kuzeydeki, çoğunluğu Protestan olan altı kontluk Kuzey İrlanda olarak Birleşik Krallık'ta kaldı; yalnızca geri kalanı İrlanda Özgür Devleti oldu.
İki savaş arası: buhran, otomobiller ve radyo
Britanya'ya dönersek, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki yirmi yıl hem iyi hem zor zamanlar getirdi. 1920'lerde pek çok insanın hayatı iyileşti. Toplu konutlar iyileşti ve kasabalarda ve şehirlerde çok sayıda yeni ev yapıldı.
Ama 1929'da bütün dünya Büyük Buhran'a (Great Depression) gömüldü ve Britanya'nın bazı bölgelerinde kitlesel işsizlik yaşandı. 1930'ların buhranı farklı yerleri çok farklı biçimlerde etkiledi:
Gemi yapımı gibi eski ağır sanayiler çok zarar gördü.
Otomobil ve havacılık (uçak yapımı) gibi yeni sanayiler büyüdü.
Fiyatlar genel olarak düştü, bu yüzden işi olan insanların harcayacak daha çok parası oldu. 1930 ile 1939 arasında Britanya'daki otomobil sayısı 1 milyondan 2 milyona çıkarak ikiye katlandı.
Kültür açısından da canlı bir dönemdi. Romancılar Graham Greene ve Evelyn Waugh ün kazandı; ekonomist John Maynard Keynes ekonomi üzerine büyük etki yaratan yeni fikirler yayımladı. BBC1922'de radyo yayınlarına başladı ve 1936'da dünyanın ilk düzenli televizyon yayın hizmetini başlattı.
BBC bir kamu yayın kuruluşu olarak başlamadı. 1922'de, insanların radyo satın almasını isteyen birkaç radyo üreticisinin kurduğu British Broadcasting Company (şirket) idi. 1927'de bugün bildiğimiz kamu kuruluşu olan British Broadcasting Corporation (kurum) haline geldi; iki adın kısaltması da BBC'dir.
Bir ara not: televizyon (John Logie Baird), radar (Robert Watson-Watt), jet motoru (Frank Whittle), Turing makinesi (Alan Turing) ve insülin (John Macleod), hepsi 1920'ler ve 1930'lardan çıktı. Bunlar, 20. yüzyılın diğer İngiliz icatlarıyla birlikte bir sonraki bölümde, "Savaştan önce" başlığı altında ele alınıyor. Penisilini keşfeden Alexander Fleming ise bu bölümün sonunda.
Mini test
In which year did the BBC start radio broadcasts?
Sorunun TürkçesiBBC radyo yayınlarına hangi yıl başladı?
Radyo 1922'de başladı; televizyon hizmeti 1936'da geldi. 1901 Kraliçe Victoria'nın öldüğü yıl, 1948 ise NHS'in başladığı yıldır. Aklınızda tutmak için: önce ses (1922), sonra görüntü (1936).
İkinci Dünya Savaşı (1939–1945)
Hitler ve savaşa giden yol
Buhran Almanya'yı özellikle ağır vurdu ve oradaki pek çok çaresiz seçmen aşırı partilere yöneldi. 1933'te Adolf Hitler Almanya'da iktidara geldi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İtilaf Devletlerinin Almanya'ya dayattığı şartların haksız olduğunu düşünüyor ve Almanlar için daha fazla toprak kazanmak istiyordu. Antlaşmaları yırtıp atmaya ve yeniden müzakere etmeye, Almanya'yı silahlandırmaya ve askerî gücünü komşu ülkeler üzerinde denemeye başladı. İngiliz hükümeti ilk başta yeni bir savaştan kaçınmak için elinden gelen her şeyi yaptı.
1939'da Hitler Polonya'yı işgal etti. Onun daha ileri gitmesini durdurmak için Britanya ve Fransa Almanya'ya savaş ilan etti. Bu sırada İngiliz kralı, 1936'da tahta çıkmış olan VI. George (George VI) idi.
Başlangıçta savaş, Axis powers (Mihver Devletleri) ile Allies (Müttefikler) arasındaydı. Mihver; faşist Almanya, İtalya ve Japon İmparatorluğu'ndan oluşuyordu. Müttefikler arasında Birleşik Krallık, Fransa ve Polonya ile birlikte Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve Güney Afrika Birliği vardı. (Yukarıdaki Birinci Dünya Savaşı bölümündeki iki tarafı gösteren şemaya bakın.)
Mini test
Which TWO statements about how the Second World War began are correct?
Sorunun Türkçesiİkinci Dünya Savaşı'nın nasıl başladığıyla ilgili hangi İKİ ifade doğrudur? A: Britanya, Alman kuvvetleri 1940'ta Fransa'yı silip süpürdükten sonra Almanya'ya savaş ilan etti. B: 1939'da Hitler Polonya'yı işgal etti. C: Britanya ve Fransa, Hitler'in saldırganlığını durdurmak için Almanya'ya savaş ilan etti. D: Britanya, Hitler 1933'te iktidara gelir gelmez Almanya'ya savaş ilan etti.
Dönüm noktası Hitler'in 1939'da Polonya'yı işgal etmesiydi: Britanya ve Fransa onun daha ileri gitmesini durdurmak için bunun üzerine Almanya'ya savaş ilan etti. Hitler 1933'te iktidara geldi, ama ondan sonra yıllarca İngiliz hükümeti yeni bir savaştan kaçınmaya çalıştı. Almanların Fransa'da ilerleyişi ise savaş çoktan başlamışken, 1940'ta oldu.
Churchill: teslim olmayan Başbakan
Hitler daha önce Avusturya'yı işgal etmiş, Çekoslovakya'yı ve Polonya'yı istila etmişti. Ardından Belçika'yı ve Hollanda'yı aldı. 1940'ta Alman kuvvetleri Müttefik ordularını yendi ve Fransa'yı silip süpürdü. Ülke için büyük tehlike taşıyan bu anda Winston Churchill Başbakan oldu ve savaşta Britanya'ya önderlik etti.
Churchill (1874–1965) bir politikacının oğluydu. Askerlik ve gazete muhabirliği yapmıştı; 1900'de Muhafazakâr (Conservative) olarak Parlamentoya seçildi. Mayıs 1940'ta Başbakan oldu. Nazilere boyun eğmedi ve ülkenin en zor anında bütün halka cesaret verdi. Savaş dönemi konuşmalarından insanlar bugün hâlâ alıntı yapıyor:
1940: Başbakan olarak milletvekillerine yaptığı ilk konuşma “… nothing to offer but blood, toil, tears and sweat”
Kısaca: bu çok zor olacak ve söz verebileceğim tek şey sıkı çalışma ve fedakârlık. ("Toil", ağır emek demektir.)
1940: Dunkirk'ten sonra milletvekillerine konuşma “We shall fight on the beaches … we shall never surrender”
Kısaca: düşman Britanya'ya çıksa bile savaşmaya devam edeceğiz ve asla pes etmeyeceğiz.
1940: Battle of Britain (Britanya Muharebesi) sırasında milletvekillerine konuşma “… so much owed by so many to so few”
Kısaca: hiçbir savaşta bu kadar çok insan, bu kadar küçük bir gruba, yani RAF pilotlarına, bu kadar çok şey borçlu olmamıştı.
Savaştan sonra başına gelenler de sınavda çıkıyor. Churchill 1945 genel seçimini kaybetti, ama 1951'de yeniden Başbakan oldu. 1964 genel seçimine kadar milletvekili olarak kaldı ve 1965'te öldüğünde ona devlet cenaze töreni (state funeral) yapıldı. 2002'deki bir halk oylamasında İngilizler onu tüm zamanların en büyük Britanyalısı seçti.
Zirveye giden yolu dümdüz değildi. 1900'de Muhafazakâr milletvekili olduğu doğru, ama 1904'te Liberallere geçti ve Muhafazakârlara ancak yirmi yıl sonra döndü. Rivayete göre şöyle şaka yapmıştı: "Anyone can rat, but it takes a certain amount of ingenuity to re-rat" (herkes saf değiştirebilir, ama yeniden saf değiştirmek biraz beceri ister; "to rat" kendi tarafını terk etmek demektir); ancak bu sözün gerçekte nereden geldiği kesin değil. Ayrıca pek çok tarih kitabı ve anı yazdı ve 1953'te Barış Ödülü'nü değil, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.
Mini test
Which TWO statements about Winston Churchill are correct?
Sorunun TürkçesiWinston Churchill ile ilgili hangi İKİ ifade doğrudur? A: 1945 genel seçimini kazandı. B: 1900'de Muhafazakâr milletvekili oldu. C: Birinci Dünya Savaşı sırasında Başbakandı. D: 2002'deki bir halk oylaması onu gelmiş geçmiş en büyük Britanyalı seçti.
Churchill 1900'de Muhafazakâr milletvekili oldu ve 2002'de en büyük Britanyalı seçildi. 1945 genel seçimini ise kaybetti; o seçimi İşçi Partisi'nden (Labour) Clement Attlee kazandı. Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Başbakanlar Churchill değil, H. H. Asquith ve David Lloyd George idi.
Dunkirk: kumsallardan kurtarılan 300.000 asker
Fransa düşerken İngiliz ve Fransız askerleri, kuzey Fransa kıyısındaki Dunkirk'te (Dunkerque) Alman ordusu tarafından kıstırıldı. Britanya onları denizden büyük bir operasyonla eve getirmeye karar verdi. Donanmanın yanı sıra pek çok sıradan insan da yardım etmek için gezi tekneleri ve balıkçı tekneleri gibi kendi küçük teknelerini Manş Denizi'nin karşısına götürmeye gönüllü oldu. Hep birlikte Dunkirk çevresindeki kumsallardan 300.000'den fazla askeri geri getirdiler.
Pek çok can kaybedildi ve çok miktarda teçhizat geride bırakıldı, ama tahliye yine de bir başarıydı, çünkü Britanya'nın Almanya ile savaşmaya devam edebilmesini sağladı. İngilizceye yeni bir deyim de kazandırdı: "the Dunkirk spirit" (Dunkirk ruhu), yani zor zamanlarda insanların birbirine kenetlenip pes etmemesi.
Londra'daki Addison Road istasyonu, 31 Mayıs 1940. Dunkirk'ten yeni dönen askerlere trende sıcak çay veriliyor.
Fotoğraf: Mr Saidman, War Office resmî fotoğrafçısı, Imperial War Museums H 1630, public domain, Wikimedia Commons aracılığıyla
Mini test
Which of the following statements is correct?
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A: Küçük teknelerle gelen sivil gönüllüler, donanmanın Dunkirk'ten 300.000'den fazla askeri kurtarmasına yardım etti. B: Dunkirk tahliyesi 1944'te, D-Day çıkarmasından sonra gerçekleşti.
Dunkirk 1940'taydı; İngiliz askerleri Avrupa'dan çıkıyordu. 1944'teki D-Day ise Müttefiklerin geri girdiği zamandı. Biri çıkış, biri giriş; arada dört yıl.
Britanya Muharebesi ve Blitz
Hitler Britanya'yı işgal etmek istiyordu, ama denizin öbür yanına asker gönderebilmek için önce Almanya'nın gökyüzüne hâkim olması gerekiyordu. Bu yüzden Alman hava kuvvetleri Britanya'ya havadan saldırdı. Britanya savaş uçaklarıyla sert biçimde karşılık verdi ve 1940 yazında Britanya Muharebesi (Battle of Britain) olarak bilinen bu hayati hava muharebesini kazandı. RAF'ın (Royal Air Force, Kraliyet Hava Kuvvetleri) iki kilit uçağı, ikisi de Britanya'da tasarlanıp üretilen Spitfire ve Hurricane idi.
Hava muharebesini kaybettikten sonra bile Alman hava kuvvetleri Londra'yı ve diğer şehirleri geceleri bombalamayı sürdürdü. Buna the Blitz denir. Coventry neredeyse tamamen yıkıldı; başka şehirler de, özellikle Londra'nın East End semti, çok zarar gördü.
Evleri yıkılmış olsa bile Britanya'daki insanlar büyük cesaret gösterdi ve yenilmeyi reddetti. Bugün İngilizler "the Blitz spirit" (Blitz ruhu) dediğinde, zor zamanları herkesin birbirine yardım ederek atlatmasını kastediyor.
14 Kasım 1940 gecesindeki hava saldırısından sonra Coventry'nin Orta Çağ katedralinden geriye yalnızca dış duvarlar ve kule kaldı. Resmî bir savaş ressamı bu tabloyu saldırıdan kısa süre sonra yaptı. Savaştan sonra yıkıntıların yanına yeni bir katedral inşa edildi; yıkıntılar ise barışın ve anmanın simgesi olarak korundu.
Tablo: Randolph Schwabe, Imperial War Museums, public domain, Wikimedia Commons aracılığıyla
Blitz Eylül 1940'tan Mayıs 1941'e kadar sürdü ve 40.000'den fazla sivil öldü. Her gece binlerce Londralı uyumak için battaniyeleriyle metro (Underground) istasyonlarına indi. Buckingham Sarayı da vuruldu; Kraliçe Elizabeth'in (sonradan Kraliçe Ana, Queen Mother olarak bilinir) artık bombalanan East End halkının yüzüne bakabileceğini söylediği aktarılır. VI. George ve ailesi yurtdışına taşınmak yerine bütün savaş boyunca Britanya'da kaldı.
Britanya Muharebesi pilotları, Churchill'in ünlü sözündeki "so few" (bu kadar az kişi) olarak "the Few" (Az Sayıdakiler) diye anılır oldu. Pek çoğu başka ülkelerden geliyordu; Polonyalı pilotlardan oluşan 303 No'lu Filo (No. 303 Squadron) özellikle güçlü bir başarı kaydına sahipti.
Mini test
In the Battle of Britain, which TWO aircraft did the most to help the RAF defend the country?
Sorunun TürkçesiBritanya Muharebesi'nde ülkeyi savunurken RAF'a en çok hangi İKİ uçak yardım etti?
Spitfire ve Hurricane. Concorde ilk kez 1969'da uçan ses üstü bir yolcu uçağıydı; Harrier jump jet (dikey kalkışlı jet) de savaş sonrası bir icattı. İkisiyle de bir sonraki bölümde karşılaşacaksınız.
Dünyanın dört bir yanında savaş
Britanya kendi topraklarını savunurken kuvvetleri dünyanın pek çok başka yerinde de Mihver'le savaşıyordu. Asya'da Japonya İngilizleri Singapur'da yendi ve ardından Burma'yı işgal etti; bu da Hindistan'ı tehlikeye soktu.
1941'de iki olay savaşın gidişatını değiştirdi:
Aralık ayında Japonya, ABD'nin Pearl Harbor'daki deniz üssünü bombaladı ve Amerika Birleşik Devletleri savaşa girdi.
Aynı yıl Hitler, Sovyetler Birliği'ne saldırarak tarihin en büyük işgalini başlattı. İki taraf da çok büyük sayıda insan kaybetti ve sonunda Sovyetler Almanları geri püskürttü. Bu, savaşta bir dönüm noktasıydı.
Müttefikler, Kuzey Afrika'da ve İtalya'da kazandıkları önemli zaferlerle yavaş yavaş üstünlüğü ele geçirdi. Almanya'nın Sovyetler Birliği'nde verdiği ağır kayıplar ve Amerikan desteği, sonunda Müttefikleri batı Avrupa'da Hitler'in ordularıyla karşı karşıya gelecek kadar güçlü kıldı.
D-Day: Normandiya çıkarması
6 Haziran 1944'te Müttefik askerleri Fransa'da Normandy'ye (Normandiya) çıktı; bu gün genellikle D-Day olarak bilinir. Normandiya kumsallarında kazandıktan sonra Fransa boyunca savaşarak ilerlediler ve sonunda Almanya'ya girdiler.
6 Haziran 1944'te Normandiya'daki Sword Beach'te İngiliz askerleri ve donanma sahil ekipleri.
Fotoğraf: Capt. Knight, No 5 Army Film & Photographic Unit, Imperial War Museums B 5116, public domain, Wikimedia Commons aracılığıyla
"D" özel bir şeyin kısaltması değildir: sadece "day" (gün) anlamına gelir. Ordu bir operasyonun başladığı güne "D-Day", bir gün öncesine D-1, bir gün sonrasına D+1 diyordu; böylece tarih değişse bile bütün planı yeniden yazmak gerekmiyordu. Bu burada önemliydi, çünkü çıkarma ilk olarak 5 Haziran için planlanmıştı ve kötü hava onu bir gün erteledi. 150.000'den fazla Müttefik askeri beş kumsala çıktı: Utah ve Omaha (Amerikan), Gold ve Sword (İngiliz) ve Juno (Kanada).
Mini test
On what date did allied forces land in Normandy, in what is often called D-Day?
Sorunun TürkçesiMüttefik kuvvetler, çoğu zaman D-Day olarak anılan Normandiya çıkarmasını hangi tarihte yaptı?
6 Haziran 1944. Diğer üç tarih de bu bölümde geçiyor: 11 Kasım 1918 Birinci Dünya Savaşı'nın sonu, 1 Temmuz 1916 Somme'un ilk günü, 8 Mayıs 1945 ise VE Day'dir (Victory in Europe Day, Avrupa'da Zafer Günü).
Zafer: önce Almanya, sonra Japonya
Mayıs 1945'te Müttefikler Almanya'yı tamamen yendi. Japonya'ya karşı savaş ise ABD'nin yeni atom bombalarını Japonya'daki Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı Ağustos 1945'e kadar sürdü. Ardından Japonya teslim oldu ve savaş sona erdi.
İngiliz bilim insanlarının atom bombasının hikâyesinde bir payı vardı. Yeni Zelanda doğumlu fizikçi Ernest Rutherford'un liderliğindeki bir ekip, önce Manchester Üniversitesi'nde, sonra Cambridge Üniversitesi'nde çalışarak "atomu parçalayan" ilk ekip oldu. Daha sonra birkaç İngiliz bilim insanı, atom bombasını geliştiren Amerikan programı Manhattan Project'e (Manhattan Projesi) katıldı.
VE Day, 8 Mayıs 1945: Churchill, Londra'da Whitehall'daki Sağlık Bakanlığı'nın balkonundan kalabalığa zafer anlamına gelen V işaretini yapıyor. O akşam 19 yaşındaki Prenses Elizabeth (sonradan Kraliçe II. Elizabeth, Elizabeth II) ve kız kardeşi Prenses Margaret, babaları VI. George'dan izin alarak bir grup subayla birlikte Buckingham Sarayı'ndan gizlice çıktı ve kalabalığa karıştı. Kimse onları tanımadı; Kraliçe yıllar sonra o geceyi hayatının en unutulmaz gecelerinden biri olarak andı.
Fotoğraf: Major W. G. Horton, War Office resmî fotoğrafçısı, Imperial War Museums H 41849, public domain, Wikimedia Commons aracılığıyla
Mini test
Which of the following statements is correct?
Sorunun TürkçesiAşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A: Japonya'ya karşı savaş, Almanya'ya karşı savaşla aynı zamanda, Mayıs 1945'te sona erdi. B: Ernest Rutherford'un liderliğindeki bilim insanları atomu ilk parçalayanlar oldu.
Atomu ilk parçalayanlar Rutherford'un liderliğindeki bilim insanlarıydı. Almanya Mayıs 1945'te yenildi, ama Japonya'ya karşı savaş ancak atom bombaları atıldıktan sonra, Ağustos 1945'te sona erdi.
Fleming ve penisilin
Bu bölümü tıbbı değiştiren bir İskoç'la bitiriyoruz: Alexander Fleming (1881–1955). İskoçya'da doğdu, gençlik yıllarında Londra'ya taşındı ve daha sonra doktor olarak yetişti. 1928'de grip üzerine çalışırken penisilini (penicillin) keşfetti.
Ama Fleming yalnızca keşfi yaptı. Penisilini insanların gerçekten kullanabileceği bir ilaca dönüştürmek, iki başka bilim insanının, Howard Florey ve Ernst Chain'in işiydi; 1940'lara gelindiğinde çok büyük miktarlarda üretiliyordu. Fleming 1945'te Nobel Tıp Ödülü'nü aldı ve doktorlar bakterilerin yol açtığı enfeksiyonları tedavi etmek için hâlâ penisilin kullanıyor.
Keşif dağınık bir laboratuvar tezgâhıyla başladı. 1928 yazında Fleming tatilden Londra'daki laboratuvarına döndüğünde, açıkta bıraktığı bir bakteri kabında küf ürediğini ve küfün çevresindeki bütün bakterilerin öldüğünü gördü. Kabı atmak yerine nedenini araştırmaya koyuldu ve bu onu penisiline götürdü. 1945 Nobel Ödülü aslında üç kişi arasında paylaşıldı: Fleming, Florey ve Chain.
Avrupa'daki savaş kazanılınca Britanya Temmuz 1945'te on yıl aradan sonra ilk genel seçimini yaptı. Seçmenlerin tercihi, ülkeyi on yıllar boyunca şekillendirecekti.
Mini test
Who discovered penicillin in 1928?
Sorunun Türkçesi1928'de penisilini kim keşfetti?
Penisilini Fleming keşfetti, Florey ve Chain ise onu bir ilaca dönüştürdü. Diğer üç isim, bir sonraki bölümdeki 20. yüzyıl İngiliz icatları listesinde yer alıyor: Macleod insülin, Watson-Watt radar, Crick ise DNA'nın yapısı demek. Mucitleri icatlarıyla eşleştirmek çok yaygın bir soru türüdür.
Bölüm özeti
1900'lerin başındaki reformlar
Yaşlılık aylığı, ücretsiz okul yemeği, işsizlere yardım, daha güvenli işyerleri, gecekondulaşmanın önlenmesi; milletvekillerine ilk kez maaş
28 Haziran 1914
Arşidük Franz Ferdinand'a suikast, Birinci Dünya Savaşı'na (1914–1918) yol açtı
Allies – Central Powers
Birinci Dünya Savaşı: Allies (Britanya, Fransa, Rusya, Japonya, Belçika, Sırbistan), Central Powers'a (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı İmparatorluğu) karşı
Britanya İmparatorluğu
Bir milyondan fazla Hintli savaştı ve yaklaşık 40.000'i öldü; Britanya'nın 2 milyonu aşkın kaybı oldu
1916 Somme
İlk gün yaklaşık 60.000 İngiliz kaybı
11 Kasım 1918, saat 11.00
Birinci Dünya Savaşı'nın sonu; Remembrance Day, gelincikler, Whitehall'daki Cenotaph
1918 / 1928 oy hakkı
1918: 30 yaş üstü kadınlar; 1928: erkeklerle aynı şekilde 21 yaşındaki kadınlar
İrlanda 1916–1922
1916 Easter Rising; 1921 antlaşma; 1922'de Kuzey İrlanda (Birleşik Krallık'ta kalır) ve İrlanda Özgür Devleti olarak bölünme; 1949'dan itibaren cumhuriyet
1929 Büyük Buhran
Gemi yapımı çok zarar gördü, otomobil ve havacılık büyüdü; otomobil sayısı 1 milyondan 2 milyona çıktı
BBC 1922 / 1936
1922'den itibaren radyo; 1936'da dünyanın ilk düzenli televizyon hizmeti
1939
Hitler (1933'ten beri iktidarda) Polonya'yı işgal eder, Britanya ve Fransa savaş ilan eder; Axis: Almanya, İtalya, Japonya
Churchill
Mayıs 1940'tan itibaren Başbakan; Muhafazakâr; 1945'te kaybetti, 1951'de yeniden Başbakan; 2002'de en büyük Britanyalı
1940 Dunkirk
Sivillerin küçük tekneleri donanmanın 300.000'den fazla askeri kurtarmasına yardım eder; Dunkirk ruhu
1940 Britanya Muharebesi
Spitfire ve Hurricane
Blitz
Coventry neredeyse yıkıldı, East End ağır hasar gördü; Blitz ruhu
1941
Pearl Harbor ABD'yi savaşa sokar; Almanya Sovyetler Birliği'ni işgal eder
6 Haziran 1944 D-Day
Müttefiklerin Normandiya çıkarması
Mayıs / Ağustos 1945
Almanya mayısta yenildi; Japonya Hiroşima ve Nagazaki'den sonra ağustosta teslim oldu; Rutherford'un ekibi atomu ilk parçaladı, İngiliz bilim insanları daha sonra Manhattan Project'e katıldı
1928 Fleming
Penisilini keşfeden bir İskoç; Florey ve Chain onu ilaca dönüştürdü, 1940'larda seri üretildi; 1945 Nobel Tıp Ödülü